9 Ağustos 2012 Perşembe

Fıtrat ve Denge


Meşhur Dağ Vaazında Hz. İsa şöyle diyor:
5/38 «`Göze göz, dişe diş' denildiğini duydunuz.
39 Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.
40 Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin. (Matta 5/38-40)

Hz. İsa öyle bir zamanda gelmiş ki dini elinde tutan Ferisiler, Yazıcılar her kimse (din baronları) onu olması gerekenden fazla katı, kuralcı ve şekilci hale sokmuşlar. İsrailoğullarının kaybolmuş koyunlarını toparlamak için gönderildiğini ve şeriatı yıkmaya değil, itmam etmeye geldiğini söyleyen Hz. İsa, bu katılığa bir tepki olmak üzere mutlak affı tavsiye etmiş. Hatta bir yanağına tokat attılarsa sen öbürünü de dön demiş.

Musa’nın şeriatı ise bilindiği gibi mutlak kısas imiş.

Bizim şeriatımızın tavrı ise kısası esas kabul etmekle beraber affı da bir erdem olarak tavsiye etmek olmuş. Hatta mağdur ile cânî (cinayet işleyen) arasında bir kardeşlik vurgusunda bile bulunmuş ve bunu affın bir anlamda saikı kılmak istemiş[1].

Şöyle bir hikâye anlatırlar:
Hıristiyanlığın sevgi ve hoşgörü dini olduğunu söyleyen, bunun delili olarak da İncil’deki "sağ yanağına tokat atana sol yanağını da çevir, sakın mukabele etme", tavsiyesini gösteren bir misyoner, öteki dinlerin hiç birinde böyle bir hoşgörünün bulunmadığını, hele Kur'an'da göze göz, dişe diş, tokada tokat... yani kısas hükmünün yer aldığını söyleyerek propaganda yapıyormuş. Bu durumu birkaç kez, müşahede eden bir müslüman delikanlı ulema'nın bu misyonere cevap vereceği yok, bari ben vereyim diyerek, aynı cümleleri tekrar etmekte olan misyonere yaklaşmış. Misyoner, bir şey söyleyecek sanarak başını uzatınca, delikanlı bütün gücüyle bir şamar aşk etmiş. Canı oldukça yanan misyoner, hemen mukabele etmek istemiş.
Ancak delikanlı "dur hele, çevir öbür yanağını. Bir de ona vuracağım. Şimdi sen kutsal kitabımızın böyle emrettiğini söylemiyor muydun?" demiş. Hala yediği tokadın acısıyla kıvranan ve bir anda aklı başına gelen misyoner, "bugün incilin değil, Kur'an'ın emriyle amel edeceğim..." demiş. ( Altınoluk, En Üstün Hizmet, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, 1987 - Mayıs, Sayı: 015, Sayfa: 009)

İslam fıtrat dinidir der dururuz. Fıtrat, canı yanan birine hele ötekini de dön demez. Sevgiyi, öfkeyi, şiddeti, nefreti dengelemesini bilmeden bu iş olmaz.  Bu gibi duygular insanın fıtratından sökülüp atılamayacak kadar köklüdür. Öyle ise bunları doğru bir biçimde kanalize etmek ve zıtlarıyla dengelemeye çalışmak bir erdem olacaktır. İslâm da işte bu erdemin arayıcısıdır.

Hikmetle kalın!

09.08.2012
GARİBCE


21 Ramazan 1433 /09.08.2012 Saat: 02.25


[1] يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى الْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْأُنْثَى بِالْأُنْثَى فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ ذَلِكَ تَخْفِيفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ اعْتَدَى بَعْدَ ذَلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ (178) وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ  [البقرة : 178 ، 179]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...